Bir tarihçi ile herhangi bir şehir gezisine çıktınız mı hiç? Ben çıktım — kendimle. Tarihçi bir şehri gezerken, sokakların, caddelerin, mimari yapıların, binaların kapılarının dahi ne ifade ettiğine bakar. Yol kenarındaki bir çeşmenin yapısı, şehrin hangi dönemde inşa edildiğini anlatır bize. Eski yapıların pencere pervazları dahi şehrin yerleşim tarihine ve kültürel dokusuna dair fikir verir. Sur kalıntıları o şehir ilk kurulduğu zaman şehir için kurgulanmış olan güvenlik sistemini anlatır. Kilise ya da camiler etrafında oluşturulan yaşam alanları da şehrin mimari yapısı hakkında fikir verir.
İşte tüm bunlar bir tarihçi için arşiv malzemesidir. Tarihçi, gezerken bile iz sürer. Bu izler bazen sokak taşlarında, bazen bir çeşmenin başında, bazen de Devlet Arşivlerinin tozlu raflarında karşımıza çıkar.
Hangi Arşivde Ne Var? Arşiv Seçimi ve Hazırlık
Peki, aradığımız bu izleri nerede buluruz?
Çalıştığınız konuya göre, bu ayak izleri İstanbul ya da Ankara’daki arşivlerde olabileceği gibi, Osmanlı Devleti’nin sınırları sebebiyle başka ülkelerdeki kurumlarda da yer alabilir. Eğer dış politika ya da uluslararası ilişkiler çalışıyorsanız, araştırma alanınıza uygun şekilde yabancı devlet arşivlerine yönelmeniz gerekir.
Bu nedenle ilk adım: Hangi arşivde hangi belge olabilir? sorusunu yanıtlamak. Tespit ettiğiniz arşivlerin web sitelerine kaydolup, konunuz ve zaman aralığını esas alarak dijital kataloglardan tarama yapmanız gerekir. Belgeler dijital ortama aktarılmışsa ve kurum imkan tanıyorsa o belgeleri satın alabilirsiniz. Satın alma işleminin ardından belgeler e-posta yöntemiyle size gönderilir. Ancak ne yazık ki her arşiv bu düzeyde dijital değil.
Bu noktada zaman ve bütçe yönetimi büyük önem kazanıyor. Özellikle başka şehir ya da ülkelerde arşiv çalışması yapacaksanız, kısıtlı sürede maksimum verim almanın yollarını aramalısınız. (TÜBİTAK gibi kuruluşların yurt dışı araştırma bursları bu süreçte ciddi destek olabilir.)
Arşiv Ziyareti: Belgelere Ulaşmak ve Kaydetmek
Yola çıkmadan önce, ihtiyaç duyduğunuz belgelerin kodlarını not alın. Pek çok arşiv, belge taleplerini en az 2 saat önceden alır çünkü personelin belgeleri hazırlamaları ve sizin çalışmanız için belgeleri çalışma salonuna getirmeleri zaman alır.

Arşiv salonuna girdiğinizde heyecan doruktadır. Aylarca hayalini kurduğunuz o belgeler, karşınızda tozlu bir kutuda durur. Her belgeyi detaylıca incelemek istersiniz fakat zaman sınırlıdır. Bu nedenle önce belgeleri hızlıca gözden geçirin; çalışma konunuzu ilgilendiren-uzaktan da olsa-belgeleri tespit edin.
Sonra kayıt sürecine geçin. Belgeleri arşivlerken cep telefonu ya da fotoğraf makinası kullanmak mümkündür. Her iki aracın artıları ve eksileri olmakla birlikte fotoğraf makinası kullanmak daha uygundur.
- Fotoğraf makinesi kullanmak, yüksek çözünürlük ve düşük ışıkta daha iyi görüntü sunduğu için tercih sebebidir. Ancak telefon da daha pratik ve hafif olduğu için kullanılabilir.
- Telefon hafızası hızla dolabileceğinden, çektiğiniz belgeleri aynı gün bilgisayara aktarmanız faydalı olur. Fotoğraf makinasının hafızasında daha çok alan olduğu için fotoğraf makinası kullanımı bu açıdan telefon kullanımından daha pratik olur.
- Fotoğraflar genellikle JPEG ya da HEIC formatında olur; belgenin üzerinde işlem yapabilmeniz için OCR ile PDF’ye çevirmeniz mümkün.
- Zaman tasarrufu: Amacımız kısa sürede ihtiyacımız olan tüm belgeleri arşivlemek olduğu için telefondaki belge taratma programlarını belgeyi fotoğrafladığımız esnada kullanmak zaman kaybına sebep olabilir.
Hangi cihazı kullanırsanız kullanın, belgeyi net ve eksiksiz çektiğinizden emin olun. Ve elbette, her tarihçi bilir: Arşivden ayrılan, bir gün mutlaka geri döner.

Eve Dönüş: Belgeleri Tasnif Etmek ve Yol Haritası Oluşturmak
Eve döndüğünüzde ilk etapta belgelerin çokluğu karşısında yolunuzu kaybetmiş gibi hissedebilirsiniz. Bu da arşiv sürecinin doğal bir parçasıdır.
İlk yapılacak iş: belgeleri tematik ya da kronolojik olarak tasnif etmek. Böylece hangi belgelerin neye hizmet ettiğini daha net görebilir, yazma sürecinize sağlam bir zemin hazırlayabilirsiniz. Belgeleri düzenledikçe, yollar netleşir; geçmişin taşları ayıklanır ve üzeri çiçeklerle dolar.
Yolun Sonu: Çiçek Bahçesi mi?
Ben henüz bu yolculuğun sonunu göremedim. Ama derler ki, bu yolun sonu çiçek bahçesine çıkar. Umuyorum ki bizim de doktora sürecimiz o çiçek bahçesinde son bulur.
Yazar: Pelin YOĞUN


Bir yanıt yazın